Besteci ve Piyanist
Tuluyhan Uğurlu ile
Sanata Dair


Uğurlu, sanat üretirken nelerden ilham alındığının çok önemli olduğunu işaret ederek, sanatçıların dünyadan beslenmesi, Türkiye'nin değerlerinden de kopmaması gerektiğini vurguladı.

Uğurlu, sanatçıyla halk arasında kuvvetli bağlar olması gerektiğini belirterek, şöyle devam etti:


Batı'nın Türkiye ve Ortadoğu'ya yaklaşımının barışçıl olmadığını vurgulayan Tuluyhan Uğurlu, "15 Temmuz sürecini Avrupa da NATO da hiç anlayamadı ve Türkiye'yi kaybettiler. Hükümetler, makamlar, devletler nezdinde ilişkiler devam eder ama gönüllerde iş bitti. Geçmiş olsun. Türkiye görünüşte bir NATO ülkesi ama öyle değil. Halkımız buna şiddetle ve gönülden karşı. Halkımızın son bir sene içinde çok büyük mertebe atladığını ve olgunlaştığını düşünüyorum. 16 Temmuz sabahı, biz yeni bir Türkiye'ye uyandık. O yeni Türkiye'de artık devletin milleti dönemi bitti. Milletin devleti dönemi başladı. Millet, devletine sahip çıktı. 'Ben varsam sen varsın' dedi." ifadelerini kullandı.
Uğurlu, Türkiye'nin herhangi bir cemiyet veya camia içerisinde yer almadan hareket etmesi gerektiğini savundu. Basın organlarına, yabancı misyon temsilciliklerine ve Avrupa Parlamentosu'na gönderdiği metinden de bahseden Uğurlu, şunları anlattı:
"Yurt içi ve yurt dışı bütün basın organlarına, Türkiye'de görev yapan bütün yabancı misyon temsilciliklerine, kanaat önderlerine, yurt dışında Avrupa Parlamentosu'na ve onun üyelerine, Avrupa Birliği'nin (AB) bütün teşkilatlarına, 55 yıldır Türkiye'ye her gün yapılan bu hakaretin artık bir son bulması gerektiğini söyleyen ve Avrupa'nın ikircikli, yandaş ve maalesef son zamanlarda teröre destek veren tutumunu eleştiren bir metin yolladım. Benim ruhum, gönlüm bunu istedi ve ben bunu yaptım. Bunu yapmasaydım vicdan azabı duyardım."
Daha önce 11 albüme imza atan Uğurlu, sevilen eserlerinden derlediği "Best Of Tuluyhan" albümünü, 2016'nın sonunda müzikseverlerle buluşturdu.
Sanatçı, 14 parça bulunan, DMC etiketli son albümünde "Senfoni Türk", "Beyazıt'ta Zaman", "Akdeniz", "Dünya Başkenti İstanbul" ve "Sonsuza Kadar İstanbul" albümünden eserlere yer verdi.
İlerleyen yıllarda yeni "best of" albümleri çıkarmayı planlayan Tuluyhan Uğurlu, bu yıl içinde yeni bir solo piyano albümünü de müzikseverlerle buluşturacak.
Tuluyhan Uğurlu; 15 Kasım 1965’de İstanbul’da doğdu. Yeteneği 4 yaşında keşfedildi ve aynı yıl İstanbul Belediye Konservatuvarı piyano bölümüne kabul edildi. 7 yaşında devlet tarafından açılan Harika Çocuklar Sınavını kazanarak yurt dışında yüksek müziği eğitimi yapmaya hak kazandı. Lise ve konservatuvarın ardından eğitimini Viyana Müzik Akademisi’nde tamamladı. Akademide master yaparken, sanat yaşamının en ciddi kararını vererek, klasiklere veda etti ve sadece kendi eserlerini seslendirmeye başladı. Canlı konser kayıtlarından oluşan Go With God ve Kutsal Kitaplardan Ayetler isimli ilk iki albümünde hayranı olduğu Bach’dan esinlenerek inanç konularına eğildi.
1996’da Türkiye’de İstanbul Kanatlarımın Altında film müziği ile ünlendi. Cumhuriyetin 75. yıl kutlamaları için Mustafa Kemal Atatürk ve Güneşin Askerleri, büyük depremin ardından Şehrin Gözyaşları isimli eserlerini besteledi ve bunları albüm haline getirdi. Çeşitli belgesel müzikleri de yazan sanatçı son piyano eserlerini Beyazıt’ta Zaman isimli albümde topladı. Aynı dönemde ilk senfonisi olan Senfoni Türk ‘ü de tamamladı. Bu eserinde senfoni orkestrası, mehter takımı, Türk Müziği enstrümanları ve piyanoyu bir arada kullanarak, Türk Klasik müziğinde bir ilke imza attı.
Tuluyhan Uğurlu, 2003 yılından itibaren Klasik Müzik dünyasında yapılmamış bir ilke imzasını atarak, konserlerini konser salonlarının dışına taşıyarak, tarihi mekânlarda gerçekleştirmeye başladı.
Uğurlu 2006 yılında Dünya Başkenti İstanbul isimli bir albüm yaptı. Albümün tanıtım konserlerinde 250’nin üzerinde farklı mekânda sahneye çıktı. 2009’da Akdeniz Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği ASCAME’nin isteğiyle Akdeniz kültürünü desteklemek amacıyla Akdeniz isimli bir albüm yaptı.
Tuluyhan Uğurlu’nun son albümü Temmuz 2010’da çıkan ve İstanbul’un dününden çok bugününü ve yarınını anlatan Sonsuza Kadar İstanbul’dur.