İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi Şair, Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu hakkında yazdığı gerekçeli kararda;
”… Necip Fazıl Kısakürek’in kurucusu olduğu ve kökü 1940’lı yıllara dayanan Büyük Doğu adındaki edebiyat ve fikir akımının devamı niteliğinde olduğu kabul edilen İBDA adlı fikir akımını geliştirerek 1984 yılından itibaren İBDA yayınları adı altında sayısı yaklaşık 60’a yakın kitaptan oluşan bir külliyatı meydana getiren; şiir, sanat, estetik, dil, içtimai sistem, iktidar, hakimiyet, politika, devlet, siyaset bilimi gibi geniş bir sahaya hitap eden konuları felsefi, fikri ve ideolojik yönleriyle analiz ettiği ve kaleme aldığı eserlerinde Salih Mirzabeyoğlu müstear adını kullanan ve kamuoyunda da bu adı ile tanınan ve bilinen hükümlü Salih İzzet Erdiş’in Türkiye’de yerleşik laik ve demokratik devlet düzenini benimsemeyen, yerine dini esaslara dayalı yeni bir dünya düzeni hedefleyen bir sistem karşıtı ve muhalif olduğu;
… mahkumiyetine elverişli ve yeterli, kesin ve inandırıcı, somut ve objektif hiçbir kanıt mevcut olmadığı;…
… anayasal düzeni değiştirmeye ve ortadan kaldırmaya yönelik şiddet eylemlerine doğrudan doğruya katıldığı tespit edilemeyen hükümlünün, salt kitaplarından etkilenildiği ve eserlerinin örgüt üyelerinin siyasi ve ideolojik altyapısını oluşturduğu düşüncesiyle söz konusu eylemlerden cezai yönden sorumlu tutulması şeklindeki bir anlayış ve hukuki yorumun kabul edilemeyeceği, önceki mahkumiyet hükmünde kabul edilip hükme dayanak yapılan “lidersiz bir örgüt düşünülemeyeceğinden örgüt mensuplarının Kumandan sıfatı ile lider olarak gördükleri ve bağlı oldukları Salih İzzet Erdiş’in İBDA/C silahlı terör örgütü lideri olduğu ve bu yüzden de örgüt mensuplarının gerçekleştirdiği eylemlerden örgüt lideri olarak sorumlu olduğu” şeklindeki bakış açısının modern ceza hukukunun şahsiliği ve kusur sorumluluğu ilkeleriyle bağdaşmayan, toptancı bir anlayışı ifade eden, deyim yerinde ise örgüte lider bulmaya dönük, dönem hukuku anlayışını ve zorlama bir bakış açısını yansıttığı;
Bu gerekçelerle hükümlü Salih İzzet Erdiş’in üzerine atılı 765 sayılı TCK’nın 146/1 maddesine mümas Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Tamamını veya Bir Kısmını Tağyir ve Tebdil veya İlgaya ve Anayasa ile Teşekkül Etmiş Olan Türkiye Büyük Millet Meclisini İskata veya Vazifesini Yapmaktan Men’e Cebren Teşebbüs Etmek (Anayasayı Cebren İlgaya Teşebbüs) suçunu işlediğine dair her türlü kuşkudan uzak, hukuka uygun kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği…” belirtildi.
Sigaramın dumanı kardan adam çekici
Geçit resminde biri çarçabuk deldi zarı
Demir atmış gemiden firâr eden o genci
Yükünden tanıyorum sırtındaydı mezârı
Belli ayak izinden benim garîb gemici
Buz kesen derinlerde terledim devir devir
Hırsızca süzülürken deliklerde bir fâre
Fasıla nişânları ben talimde çilingir
Ayazda ıslık oldum ufuktaydı hep çâre
Fikir kesildi kadın gizli gizli misafir
O öyle bir mevsim ki zehir zıkkımdı pekmez
Ağlamak şimdi müşkül unutmak henüz erken
Üstüm başım kan revân ne yan ne yön ne merkez
Sen dön artık gemici düşmeyeyim titrerken
Malûm şifâlar ağır oysa belâlar tez tez
Derdim başımdan aşkın kapıyı çek giderken
1988